Sivas Zara Ütük Köyü Derneği - Bünyamin İLTER
 

               Dernek Adresi :        Aksaray  İmam  Murat  Sokak   No 8/2    D.4       Fatih / İstanbul        Tel : 0212 635 57 47                  Güncelleme : 04.12.2009   

  Ana Sayfa

  Dernek Tüzüğü

  Dernek Faaliyetler

  Dernek Yönetim Kurulu

  Dernek Üyeleri

  Dernek Haberleri

KÖYÜMÜZ

  Köy resimleri

  Nostalji Resimleri

  Soy Ağaçları

  Soy Ağaçları

  Haritaları

  Tarihi

  Konumu

  İklim ve Bitki Örtüsü

  Nüfusu

  Geçim Kaynakları

  Eğtim Durumu

  Yemekleri

  Oyunları

  Muhtarlarımız

  Sizden gelenler

  Videolar

  İlginç Anılar

  Yöresel Sözcükler

  Deyimler ve Özlü sözler

  Firmalar

  Unutmadıklarımız

ÖNEMLİ LİNKLER

  Sivas Valiliği

  Zara Kaymakamlığı

  Zara Belediyesi

  Sivas Bilgi Bankası

  Zara Haber

  utukkoyu.tr.gg

Sivas  Zara  Ütük  Köyü  Derneği  Sitesine Hoş Geldiniz.                     Daha iyi ve güzele hep birlikte . . .                                                                                  Her türlü iletişim için    "bilter58@hotmail.com"  adreslerinden  ulaşabilirsiniz.

©   Bünyamin İLTER  

 

  Halis Dayının GRAMOFON'u

  Faydalı Proğramlar

  Evlenen ve yeni doğanlar

  Sivas Halk Oyunları mp3

 

K o n u k  D e f t e r i
O k u y a l ı m
 Ben de Yazayım

bilter@zarautuk.com

bilter58@hotmail.com

 

 

 Zaralı Aşık Halil Topçu'dan şiirler

 

BAYRAM  ESKİ  BAYRAM  DEĞİL 
 
                                            Cemaat-i iki sıra

                                            O da seyrek ara ara

                                            Bayram namazından sonra

                                            Bizim köyün haline bak…

 

                                            Hacer Hala, Ali Dayı

                                            Bekler idi kurban payı

                                            Felek nettin bizim köyü

                                            Kan ağlıyor seline bak…

 

                                            Kavasbaşı, Hot Ali’den

                                            Gücük Ali, Mestangilden

                                            Gelen yok kalkıp yerinden

                                            Nerde dostlar yoluna bak…

 

                                            Çorba nefis yarma idi

                                            Yemek mantı, sarma idi

                                            Tatlı helva, hurma idi

                                            Ocak sönmüş külüne bak…

 

                                            Aşık Halil çoştu ağlar

                                            Viran olmuş bizim bağlar

                                            Feryat edip yürek dağlar

                                            Dayanırsan diline bak...

 

  29.11.2009        

 Halil Topçu        

 
 

 

AŞIKLARIN ŞAHI VEYSEL

 

             Aşıklık vasfının sultanı şahı

             Ayrılık,gayrılık yoktu özünde

             Aşığa sefadır olanca ahı

             Aleme ibretle baktı özünde…

 

             Şükreyledin her dem Hak’tan gelene

             Şayan-ı takdirdir bunu bilene

             Şaşardın hep dosttan ayrı gülene

             Şeref,iffet,irfan çoktu özünde…

 

             Ilgıt esen yeli eyledin nazar

             Israrla söyledin bu han bir pazar

             Irgattır kimisi, kim okur yazar

             Işık saçan o Nur Hak’tı özünde…

 

             Kainatın dedin ben bir nesiyim

             Kadir-i Mevla’nın nakş-ı süsüyüm

             Kerem,Yunus,Pir Sultan’ın sesiyim

             Kara sevda seni yaktı özünde…

 

             Vilayetin Sivas,Şarkışla yurdun

             Velakin çok zaman gurbette durdun

             Vatan diye diye hayaller kurdun

             Veysel’in şimşekler çaktı özünde…

 

             Şatıroğlu, toprak sadık yar dedin

             Şeyda olanlara dünya dar dedin

             Şerif-i Muhammed, Ali bir dedin

             Şu lütfun Halil’in aktı özünde…

 

 

24.05.2009   

Halil TOPÇU

 

             SİVAS’TA

 

Gönül gel benimle muhabbet eyle,

Hayat, nasıl doğar-batar Sivas’ta?

Hakikat bildiğin ne varsa söyle,

Neslin ahde vefa tutar Sivas’ta.

 

Mürşid-i kâmilden bu asil mazi,

Yaradan Mevlâ’dan diler niyazı,

Şeyh Çoban’ı, Abdulvahab-i Gazi,

Mübarek erenler yatar Sivas’ta.

 

Çağlar Kızılırmak, Paşabahçe’si,

Çifteminare’si, Gökmedrese’si,

Yükselir semaya ilahi sesi,

İlm-i kelam alır satar Sivas’ta.

 

Mereküm, Gardaşlar, Seyfebeli’ni,

Çıkıp nazar ettim Sivas ilini,

Lale, sümbül, mor menevşe, gülünü

Arı koklar, bala katar Sivas’ta.

 

Çaresiz dertlere inerse perde,

Kaplıcaları var şifa her derde,

Yiğitlerin harman olduğu yerde,

Pehlivanlar perdah atar Sivas’ta.

 

Dağlarının gitmez sisi dumanı,

Düğün bayram olur, yayla zamanı,

Çoktur güzelleri kaşı kemanı,

Selvi fidan gibi biter Sivas’ta

 

Türk, Alevi, Sünni, Kürt’ü, Çerkez’i

Halil’im der gardaş bildik herkesi,

Birlik şöleninin ana merkezi,

Tarifsiz meşale tüter Sivas’ta.

                                                          19.10.2009

  Halil TOPÇU

 
                                                                               
                CANIM MUHAMMED


        Kadir Mevlam ihsan eyle
        Halim Muhammed'e varsın
        Salavat-ı Zikir ile
        Dilim Muhammed'e varsın...
 
                            Senin emanetin canım
                            Yordum gafletle pişmanım
                            Nefis hem şeytan, düşmanım
                            Yolum Muhammed'e varsın...
 
        Ummanlarda çağlat beni
        Yunus gibi dağlat beni
        Bu sevdayla ağlat beni
        Selim Muhammed'e varsın...
 
                            Zalimlerdeki meziyet
                            Ehl-i dine hep eziyet
                            Yakar beni bu vaziyet
                            Külüm Muhammed'e varsın...
 
        Fanide mumum sönerken
        Naşım kabir'e inerken
        Halil mahşerde dönerken
        Elim Muhammed'e varsın...     
        
                        
Halil TOPÇU   

                          24.04.2009

 

RUHUN ŞAD OLSUN ALPEREN 

 

          Neyi anlatayım bilmem ben neyi?

          Binbir işkenceyi hangi çileyi

          Zindanlarda dahi sevdin ülkeyi

          Dağlar  Alpereni  yedi neyleyim.

 

          Hayatın fırtına, yelkenin kader

          Bu yol sonsuzluğa böyle mi gider?

          Maraş Keş Dağı’ndan geldi bir haber

          Dağlar  Bozkurtumu  yedi neyleyim.

 

          Kırıldı kollarım tutmaz elimse

          Dayan sen yiğidim kalk bir gülümse

          Söylemeye varmıyor ki dilimse

          Dağlar Muhsinimi  yedi neyleyim.

 

          Yediden yetmişe Türkiyem yasta

          Bülbüller figanda güller mi hasta?

          Gül bağına ateş düştü Sivas’ta

          Dağlar reisimi  yedi neyleyim.

 

          Türk İslam davanı baş tacı ettin

          Vatan vatan diye yanıp da tüttün

          Kanınla toprağı sulayıp gittin

          Dağlar mücahiti  yedi neyleyim.

 

          Halil’im ne deyim ben bu yazıya

          Yürek mi dayanır böyle sızıya?

          Melettin cihanı sanki kuzuya

          Dağlar  Yiğidimi  yedi  neyleyim.

                                                 

Halil TOPÇU

04-04-2009 

 
                            Şanı Zara'nın
  Nereden başlayıp ele alayım
  Tarihte var pek çok şanı Zara`nın
  Başım eğip iki büklüm olayım
  Şehitler vermiştir canı Zara`nın

 

İstemeyen bizi atıp tutsa da
Nifak sokup aramıza katsa da
Yolu düşen ah bir gelip yatsa da
Sarayı aratmaz hanı Zara`nın

 

  İşkodra`da, Galiçya`da, Yemen`de
  Dumlupınar, Sakarya`da İnön`de
  Çanakkale hem de Sina Çölü`nde
  Toprağı yoğurdu canı Zara`nın

 

Halil`im sözünü kısa kes bırak
Arzu edenleri sarsın da merak
Öyle bir miras ki, mazisi berrak
Her zaman nurlu doğar tanı Zara`nın

 

  Baş ucunda Kösedağ`ın gölgesi
  Türkü söyler Kızılırmak`ın sesi
  Seyran eder der ki; bu neyin nesi?
  Cennet misali her yanı Zara`nın
Ütüklü Halil TOPÇU

 

Bizim Köyün Eski Tadı Kalmadı

 Eşim dostum,gurbetteki canlarım
 Bizim köyün tadı tuzu kalmamış
 Gezdim her bir yanı durdu kanlarım
 Muhabbet eyledim Sözü kalmamış

 

  Oğlu, kızı, genci güler oynardı
  İlkbaharda koyun kuzu melerdi
  Kaval sesi bu dağları delerdi
  Ne bir kelek sesi, Yozu kalmamış

 

  Mehmet Dayı her yıl çoban olurdu
  Arayıp rızkını onda bulurdu
  Ala inek başı çekip gelirdi
  Yalakta sığırın Tozu kalmamış

 

 Nerde buraların davarı, malı
 Nergis çiçek açmış, nakışlı halı
 Koca fidan olmuş küçücük çalı
 Karışmış tarlalar Bozu kalmamış

 

  Haciz koymuş felek bağlamış haraç
  Dor atın yolunu bekliyor saraç
  Baktım, duyduğum ses motorlu araç
  Uluyup bağıran Mazı kalmamış

 

  Zehir ettim yine ben bu bayramı
  Lokman`a söyleyin sarsın yaramı
  Beş kapıda bulamadım ayranı
  Sönmüş ocakları Közü kalmamış

 

 Aşık Halil der ki neye uğradım
  Ak düşen saçımı yoldum taradım
  Yandı ciğerlerim bir su aradım
  Kurumuş, pınarın Gözü kalmamış

 

Ütüklü Halil TOPÇU

 

ZALİM İSRAİL

      Bir tarih boyunca eğmedik başı,
      Çizmeyi boyundan aşma ha aşma.
      Naramız titretir dağ ile taşı,
      Mazluma zulmedip coşma ha coşma.

 

     Bu ateş ki birdem seni de sarar,
     Keskin sirke bil ki küpüne zarar.
     Türk'ün sabrı taşıp verince karar,
     Karşında bulursan şaşma ha şaşma.

 

     Her taraf kan gölü döndü denize,
     Tevrat ki böyle mi emretti size?
     Peres ne haddine ders vermek bize?
     Zalimlik peşinde koşma ha koşma.

 

     Davos zirvesinde kurdular oyun,
     Sayın Başbakanım eğmedi boyun.
     Sanma ki bu millet uysal bir koyun,
     İnsanlık nezdinden taşma ha taşma.

 

     Halil'im sözümü söyleyim peşin,
     Kalleşlikte yoktur cihanda eşin.
     Son ikazım sana iyice düşün.
     Aslan pençesine düşme ha düşme.

 

Halil TOPÇU

02-02-2009

 

BİZİM YAYLALAR 

     Anlattın maziden dinledim seni 
     Lal oldu dillerim ötmüyor baba
     Bu gece düşümde inlettin beni
     Ay Karanlık gece bitmiyor baba.

 

     Adresini alıp izini sürdüm
     Göç yolundan aşıp yaylaya girdim
     Hasretle selamın götürüp verdim
     Uzattım elimi tutmuyor baba.

 

     Hani baktım nerde obanın başı
     Gözeler çağlıyor akıtır yaşı
     Toprağa karışmış çatmanın taşı
     Sönmüş ocakları tütmüyor baba.

 

     Kaderde var imiş böyle yazılar
     Yandı yüreğimin başı sızılar
     Ne mor koyun nede körpe kuzular
     Baktım bel yerinde yatmıyor baba.

 

     Koko gilde bilmez idi servetin
     Dağda hüküm süren ateş Mehmet'in
     Elaman hemide o zalım itin
     Forsu fiyakası ötmüyor baba.

 

     Kara tepe eder ah ile aman
     Orta tepeninde hali pek yaman
     Mırzonun tepeyi bürümüş duman
     Deli poyraz vurup gitmiyor baba.

 

     Halil'im faniden bende göçerim
     İtikatim neyse onu biçerim
     Zehirler versen elinden içerim
     Gücüm dahasına yetmiyor baba.


 

Halil TOPÇU

05-02-2009

 

                  GÖNLÜMÜZDESİN

                    ÇANAKKALE

               Medeniyet elden gider olmuştu
               Ulu cihan düşman ile dolmuştu
               Saysan elde tek bir silah kalmıştı
               Tarihe destanlar yazan Atatürk.

               Akan kanlar yerde kalmasın dedin
               Fırlayıp orduya komutu verdin
               Altı-yedi devlet karşında gördün
               Kurulmuş oyunu bozan Atatürk.

               Ermeni milleti hesapta yoktu
               Meğerki,ihanet edenler çoktu
               Artık yeter deyip fermanı yıktı
               Laik iradeyi çözen Atatürk.

               Al sancak göklerde bilmez esaret
               Türk milleti yılmaz,serde cesaret
               Ata'mdan yadigar bu Cumhuriyet
               Tekniği bilimi düzen Atatürk.

               Ülkenin kaderi güldü seninle
               Rehber olup ilke yazdın elinle
               Karşımda konuştu resmin benimle
               Gönülden gönüle gezen Atatürk.

                                                  

Halil TOPÇU

18-03-2009

             NE OLDU SANA
 
         Söyle köyüm söyle ne oldu sana
         Nevbaharda açan güller gibiydin
         Dönmüşsün baykuşlar ötüşen hana
         Bülbülün ağzında diller gibiydin.
        
         Muhabbete geldim dinle sözümü
         Hasretin bağrımı yaktı özümü
         Ver mendilin silem yaşlı gözümü
         Tenimi okşayan yeller gibiydin.
         
         Bozulmuş dümeni olmuş işinden
         Bir zalim avcı ki sürer peşinden
         Turnam gibi ayrı kalmış eşinden
         Ördekler uçuşan göller gibiydin.
        
         Ecel vakti kabir bir yer peylesin
         Bas bağrına gönlüm murat eylesin
         Halil senden başka yari neylesin
         Koklayıp sevdiğim güller gibiydin.
 
                                 

Halil TOPÇU

22-03-2009